VERGİ

- Kanunlar
- Tebliğler
- Sirküler
- Vergi Güncel
- Maliye Bak. Özelgeler
- İnternet Vergi Dairesi
- Tarife/Oran/Tutar/Had
- Vergisel Teşvikler
- E-Beyanname
- Vergi Takvimi
- Gecikme Faizi Hesapla
- Dilekçematik
- Beyanname Formları

SGK

- S.S.K. Mevzuatı
- S.S.K. Web Sitesi
- Sağlık Karnesi Sorgula
- Sigortalılık Tescil Kaydı
- E-Bildirge
- Emekli Olma Zamanı
- Ne Kadar Aylık Alırım
- Gecikme Zammı Hesabı
- Formlar Dilekçeler
- SSK Evrak Takibi

T.C. MERKEZ BANKASI

- Döviz Kurları – Bugün
- Döviz Kurları – Arşiv

RESMİ YAYINLAR

- T.C. Resmi Gazete Arşivi
- T. Ticaret Sicil Gazetesi

TMS UFRS TFRS SPK BDDK STANDARTLARI

- Ulusal ve Uluslararası Mali/Finansal Standartlar

DİĞER KONULAR

- Ekonomi Terimleri Sözl.

DETAYLAR

 Tarih : 31.5.2006

Makale :   

yatırım indiriminde son durum

I. GİRİŞ

 

Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yılın Kasım ayında Başbakan tarafından yapılan açıklamalarda, yatırımlar üzerindeki vergi yükünün düşürülmesi amacıyla gelir ve kurumlar vergisi oranlarının indirileceği bilgisinin yanısıra yanısıra ticari ve zirai kazançları bilanço esasına göre tespit edilen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yararlandıkları yatırım indirimi uygulamasına son verileceği hususu da yer alıyordu.

 

Bu açıklamaların gereği geçtiğimiz Mart ayı sonunda TBMM’de kabul edilen ve 08.04.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5479 sayılı Kanunla yapıldı ve yatırım indirimi uygulamasına 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere son verildi. Bunun yanısıra, aynı Kanunla, kazancın yetersiz olması sebebiyle 31.12.2005 tarihi itibarıyla indirilememiş bulunan yatırım harcamalarının belli koşullarla ve üç yıl süreyle indirimine izin verildi. Bu kapsamda, daha önce başlanılan yatırımlar için, yine belli koşullarla yatırım indirimi uygulamasına üç yıl süreyle devam edilebilecek. Açıklamaların bir diğer ayağını oluşturan gelir vergisi oranlarının indirilmesi ile ilgili olarak ta bazı düzenlemeler yapıldı. Gelir Vergisi tarifesi, 5479 sayılı Kanunla, ücret ve ücret dışı gelir ayrımı yapılmaksızın tüm vergiye tabi gelirler için yeniden belirlenirken ve ücret dışı gelirlerle ilgili vergi oranları her gelir dilimi için 5’er puan indirildi. Kurumlar vergisi oranını % 30’dan % 20’ye indiren Kurumlar Vergisi Kanunu tasarısı da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüyor.

 

Biz bu yazımızda, düzenlemelerin yatırım indirimi boyutu ile ilgili sonuçlarını özetlemeye çalışacağız.

 

 

II. DÜZENLEME NELER GETİRİYOR  ?

 

Yazımıza konu edilen düzenlemelerle neler yapıldığına geçmeden önce düzenlemelerin konusunun önemli bir ayağını oluşturan yatırım indirimi uygulaması ile ilgili kısa bir  açıklama yapmakta yarar olduğunu düşünüyoruz. 

 

Maliye politikasının araçlarından biri olarak vergi politikası, aynı politikanın üç temel amacından biri olan büyüme ve kalkınmanın sağlanmasında kullanılan önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle, vergi kanunlarımızda uzunca bir süreden beri büyüme ve kalkınmanın sağlanmasının yegane yolu olan yatırımların desteklenmesi ve teşvik edilmesine ilişkin pek çok hüküm bulunmaktadır. İşte bu hükümlerden biri de, yatırım harcamalarının belirli koşullarla kazançtan indirilmesi esasına dayanan yatırım indirimi uygulaması ile ilgilidir. Kanunkoyucu, 2003 yılına kadar, Gelir Vergisi Kanunu’nun Ek.1-6 ncı maddelerinde 2003 yılından bu yana da yine aynı Kanunun 19 uncu maddesinde düzenlediği yatırım indirimi uygulaması ile yatırımcıların ülkenin kalkınmasına sağladıkları katkıya karşılık vermiştir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, yatırım indirimi uygulaması zaman içinde çeşitli değişikliklere uğramış, bu değişikliklerden 2003 yılında gerçekleştirilen sonuncusu ile, uygulamanın adı ‘’ yatırım indirimi istisnası ‘’ olarak değiştirilerek uygulamanın bir istisna uygulaması olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, uygulama basitleştirilmiş, yatırım teşvik belgesi alınması zorunluluğuna son verilmiş, indirim oranı yatırımın yerine ve türüne bağlı olmaksızın tüm yatırımlar için % 40 olarak yeniden belirlenmiş ve yatırım indiriminden yararlandırılan kazançlar üzerinden yapılan istisna stopajı uygulamasına son verilmiştir. Yatırım indirimi uygulamasının 5479 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki son şeklinde GVK. Md.19) , dar mükellefiyete tâbi olanlar dahil, ticarî veya ziraî kazançları bilanço esasına göre tespit edilen vergiye tâbi mükelleflerin (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler ile kurumlar vergisi mükellefleri dahil) faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tâbi iktisadî kıymetlerin maliyet bedellerinin % 40'ının vergi matrahlarının tespitinde ilgili kazançlarından indirilmesi benimsenmiştir. Yine , yürürlükten kaldırılan aynı madde hükmü ile, bedeli 10.000 YTL’den (01.01.2005 tarihinden itibaren uygulanan tutar) az olan iktisadi kıymetlerin , yurt içinde veya dışında daha önce kullanılmış olan iktisadî kıymetlerin, gayri maddî haklar ile ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet bedellerinin , mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgili olmayan alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşlar, bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadî kıymetlerin, satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binaların , arazi veya arsaların, binek otomobil ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra, tekne ve benzeri motorlu deniz araçları ile uçak ve helikopter gibi hava taşıtları ile yurt dışındaki yatırımlarda kullanılmak üzere alınan iktisadî kıymetler için yapılan harcamaların yatırım indirimi istisnasından yararlanamayacaklarını hükme bağlanmış ; yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahının tespitinde, kazancın yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarlarının, izleyen dönemlerde, bu dönemlerde Devlet İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde (TEFE) meydana gelen artış oranında artırılarak dikkate alınabilmesine imkan sağlanmıştır. 

 

Kanunkoyucu, işte bu uygulamaya, getiriliş amacından farklı olarak vergi  planlaması ve verimsiz yatırımları teşvik ettiği ve bu yolla kaynakların rasyonel kullanılmasına engel olduğu gerekçesiyle , 5479 sayılı Kanunla ve 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere  son vermiş bulunmaktadır. Bu amaçla da, Gelir Vergisi Kanunu’nun 19 uncu maddesini anılan tarihten itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun gerekçesinde, bu düzenlemenin amacı, gelir vergisi ile kurumlar vergisi oranlarında yapılacak indirimlerle vergi yükünün azaltılması ve bu sayede ekonomideki yatırımların piyasa koşullarının içsel  dinamikleri  yoluyla verimli alanlara yöneltilmesi olarak açıklanmaktadır. 

Bu düzenleme sebebiyle, 2006 yılı başından itibaren yapılacak yatırım harcamalarının beyan edilen kazançtan indirilmesi mümkün olamayacaktır. Bu da şüphesiz ki, önce vergi matrahının daha sonra da ödenen verginin artmasına yol açacaktır.


 

Ancak, açıktır ki, bu iki düzenlemenin yani yatırım indirimi uygulamasına son verilmesinin ve gelir ve kurumlar vergisi oranlarının indirilmesinin mükelleflerin vergi yükleri üzerindeki etkisi , birkaç faktöre bağlı olarak değişebilecektir. Örneğin, yatırım indirimi istisnası uygulamasından yararlanmayan bir mükellefin vergi yükünde, vergi oranlarındaki düşürülmüş olması sebebiyle mutlak bir azalma meydana gelecektir. Yatırım indirimi uygulamasından yararlanan bir mükellefin vergi yükündeki değişikliğin yönü ve derecesi ise yararlandığı yatırım indirimi istisnasının tutarına bağlı olacaktır.  Aşağıdaki tabloda, bu yükün hangi yönde ve hangi derecede değiştiğini gösterir bilgilere yer verilmektedir. 

Kurum

kazancı

(YTL)

Yatırım ind.

tutarı

(YTL)

Eski vergi

matrahı

(YTL)

Yeni vergi

matrahı

(YTL)

Eski vergi

Oranına

(% 30) göre

ödenecek

vergi

Yeni vergi

Oranına

(%20) göre

ödenecek

vergi

Vergi

yükündeki

değişme

(%)

100.000

-

100.000

100.000

30.000

20.000

- 33,33

100.000

10.000

90.000

100.000

27.000

20.000

- 25,92

100.000

20.000

80.000

100.000

24.000

20.000

- 16,66

100.000

30.000

70.000

100.000

21.000

20.000

- 4,76

100.000

40.000

60.000

100.000

18.000

20.000

+ 11,11

100.000

50.000

50.000

100.000

15.000

20.000

+ 33,33

100.000

60.000

40.000

100.000

12.000

20.000

+ 66,66

100.000

70.000

30.000

100.000

9.000

20.000

+ 122,22

100.000

80.000

20.000

100.000

6.000

20.000

+ 233,33

100.000

90.000

10.000

100.000

3.000

20.000

+ 566,66


Tablodan da görüldüğü gibi, yararlanılan yatırım indirimi tutarının kurum kazancı içindeki payı arttıkça, yeni düzenlemelerin vergi yükü üzerindeki olumlu etkisi azalmakta, hatta belirli bir noktadan sonra olumsuza dönmektedir. 

Kanunkoyucu, 5479 sayılı Kanunla bir taraftan yatırım indirimi istisnası uygulamasına son verirken diğer taraftan  önceki yıllarda yararlanılan ancak kazancın yetersiz olması sebebiyle indirim konusu yapılamayan indirim tutarlarının 2008 yılı sonuna kadar indirim konusu yapılabilmesine olanak sağladı. Bu amaçla Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen bir geçici madde hükmü ile (Geçici madde.69) , Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin;

 

a)  31.12.2005 tarihi itibariyle mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri yatırım indirimi istisnası tutarlarını,

b) 24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, Gelir Vergisi Kanununun 4842 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki Ek 1-6 ncı maddeleri çerçevesinde başlanılmış yatırımları için belge kapsamında 01.01.2006 tarihinden sonra yapacakları yatırımları, ve,

c) Gelir Vergisi Kanununun bu Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki 19 uncu maddesi kapsamında 01.01.2006 tarihinden önce başlanan, komple yada entegre tesisler gibi tamamlanması belli bir süreci gerektiren yatırımlarla ilgili olarak ve bu yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden ancak bu tarihten sonra yapılan yatırımları 

nedeniyle, 31.12.2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hesaplayacakları yatırım indirimi istisnası tutarlarını, yine bu tarihteki mevzuat hükümleri (vergi oranına ilişkin hükümler dahil) çerçevesinde sadece 2006,2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlarından indirebilmelerine olanak sağlanmıştır. Bu üç yıllık dönemin sonunda  beyan edilen kazançlardan indirilemeyen bir kısmın kalması halinde, kalan tutarların daha sonraki yıllara aktarılamayacağı, başka bir ifade ile, bu indirilemeyen tutarların sonraki yılların kazançlarından indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

 

Bu suretle, mükelleflerin; akreditif açtırılması, yatırımın büyüklüğü ile ilgili olarak altyapı hazırlıklarının tamamlanmış olması, yatırımlarının gerçekleşme durumlarını Organize Sanayi Bölgelerinde Bölge Yöneticiliğine diğer bölgelerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine yaptıkları bildirimlerle bildirilmiş olması gibi işlemlerle 01.01.2006 tarihinden önce yatırıma başlamış olduklarını ve bir bütünlük içerisinde tamamlanması gerektiğini belgeleyen mükelleflerin 01.01.2006 tarihinden itibaren bu yatırımları nedeniyle yaptıkları harcamalar için de yatırım indirimi istisnasından yaralanabilmeleri mümkün kılınmıştır.

 

Madde gerekçesinde, ‘’ 31.12.2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat ‘’ ifadesi ile Gelir Vergisi Kanununun 31.12.2005 tarihinde yürürlükte bulunan 19, 103, geçici 61 ve geçici 65 inci maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanununun yine aynı tarih itibarıyla yürürlükte olan 25 inci maddesindeki düzenlemelerin kastedildiği belirtilmiştir.

 

Yukarıdaki ifadelerden de kolayca anlaşılacağı üzere gerek 31.12.2005 tarihi itibarıyla indirilememiş yatırım harcamalarının ve gerekse daha önce başlanmış yatırımlarla ilgili olarak 01.01.2006 tarihinden sonra yapılacak harcamaların beyan edilen kazançtan indirilmesi, mükellefin tercihine bırakılmıştır. İndirim hakkının kullanılması gibi bir zorunluluk söz konusu değildir. Mükellefler, bu harcamalarını belirlenen koşullar altında indirim konusu yapabilecekleri gibi, indirim hakkını kullanmamayı da tercih edebileceklerdir.

 

Ancak, tercihini indirim hakkını kullanmaktan yana yapan mükelleflere, bu kararı verirken 31.12.2005 tarihinde geçerli olan mevzuat hükümlerinin uygulanmak zorunda olduğunu da hatırlatmak isteriz.

 

Örneğin, 2008 yılı sonuna kadar elde edilecek kazançlardan indirim yapmayı tercih edenler, bu süre içinde, kazançlarının tamamının 31.12.2005 tarihinde uygulanmakta olan vergi oranları ( kurumlar vergisi oranı % 30, gelir vergisi oranı % 20-40) ile vergilendirileceğini de bilmelidir. 5479 sayılı Kanunla sağlanan bu hak, 2003 yılında 4842 sayılı Kanunla, 24.04.2003 tarihinden önce belgeye bağlanmış yatırımlarla ilgili olarak ve o günkü koşullarla sağlanan hakkın kullanılması tercihini biraz daha zor hale getirmiştir. Hatırlanacağı gibi, 4842 sayılı Kanunla yatırım indirimi uygulaması yazımızın başında da özetlediğimiz gibi yeniden düzenlenirken, daha önce başlamış yatırımlar için o günkü koşullarla yatırım indirimi uygulamasından yararlanmaya devam edebilme olanağı sağlanmıştı. O gün bu olanaktan yararlananlar da, bir taraftan yüksek indirim oranlarını kullanarak indirim tutarı hesaplarken diğer taraftan da uygulamadan yararlandırılan kazançlar üzerinden % 19,8 oranında stopaj yapmaya devam etmişlerdi. Şimdi bu mükellefler, uygulamaya devam edip etmemeye karar verirken bir başka faktörü de, gelir veya kurumlar vergisi  oranını da, dikkate almak zorunda kalacaklar.

 

İşte bu sebeplerle, bugün, mükellef bakımından rasyonel olan, indirim hakkını kullanmaya devam edip etmeme konusundaki tercih hakkını kullanırken ayrıntılı bir hesaplama yapmaktır. Çünkü, bu hesaplama, ilk bakışta mükellef lehine sonuç doğuracağı düşünülen tercih hakkının kullanılmasının, mükellef için avantajlı olup olmayacağını kesin olarak ve açık biçimde gösterecektir. Hesaplamanın olası sonuçlarından birinin gösterildiği bir örneğe, aşağıda yer veriyoruz.

 

Örnek : 2006 yılı için 100 birim kurum kazancı beyan eden ve aynı yılda 24.04.2003 tarihi öncesinde aldığı teşvik belgesi kapsamında % 100 indirim oranı ile 20 birim yatırım indirimi harcaması bulunmaktadır.

 

 

İndirim hakkının kullanılması

Durumunda

İndirim hakkının kullanılmaması

Durumunda

Kurum kazancı

100

100

Yatırım indirimi tutarı

20

-

Kurumlar vergisi matrahı

80

100

Kurumlar vergisi oranı

% 30

% 20

Kurumlar Vergisi

24

20

İstisna stopajı (%19,8)

3,9

-

Vergi sonrası kazanç

72,1

80

Dağıtılan kazanç

72,1

80

Kar dağıtımı stopajı

7,2

8

Kurum bünyesinde

ödenen toplam vergi

35,1

28

 

* Tablonun daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla, ihtiyatlar dikkate alınmamıştır.

 

Yukarıdaki örnekte konu edilen yatırımın 24.04.2003 tarihinden sonra başlanılmış bir yatırım olduğu, yatırım indirimi tutarının % 40 indirim oranı ile yine 20 birim olduğu varsayımı ile, kazanç üzerinden ödenecek toplam vergi aşağıdaki  tabloda gösterildiği gibi hesaplanacaktır. 

 

 

İndirim hakkının kullanılması

Durumunda

İndirim hakkının kullanılmaması

Durumunda

Kurum kazancı

100

100

Yatırım indirimi tutarı

20

-

Kurumlar vergisi matrahı

80

100

Kurumlar vergisi oranı

% 30

% 20

Kurumlar Vergisi

24

20

İstisna stopajı

-

-

Vergi sonrası kazanç

76

80

Dağıtılan kazanç

76

80

Kar dağıtımı stopajı

7,6

8

Kurum bünyesinde

ödenen toplam vergi

31,6

28

 

* Tablonun daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla, ihtiyatlar dikkate alınmamıştır.

 

Yukarıdaki tablolardan da anlaşılabileceği gibi, yatırım indirimi tutarının beyan edilen kazanç içindeki payı küçüldükçe, uygulamaya devam edilmesi mükellef aleyhine sonuç yaratmakta ve onun zararına yol açmaktadır. Yatırım indirimi tutarının kazanç içindeki payı yükseldikçe bu zarar küçülmekte ve bir noktadan sonra da tamamen ortadan kaybolmakta ve hatta uygulama mükellefin lehine dönmektedir. Zararın tamamen ortadan kaybolması ve uygulamanın mükellefin lehine bir duruma gelmesi, 24.04.2003 tarihinden sonra başlanılan yatırımlarda, bu tarihten önce başlanılan yatırımlara göre çok daha küçük yatırım indirimi tutarlarında gerçekleşmektedir. Daha açık bir ifade ile, 24.04.2003 öncesi alınan teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırımlarda uygulamadan yararlanılmaya 0.01.2006 tarihinden sonra da devam edilmesi, ancak, yatırım indirimi tutarının beyan edilecek kazancın % 97 ve daha fazlası kadar olması durumunda mükellefe bir yarar sağlamaktadır. Söz konusu yatırımlarda, yararlanılan yatırım indirimi tutarının beyan edilen kazancın % 97’sinden daha az olduğu durumlarda uygulama mükellef aleyhine sonuç vermektedir.. Bu oran, 24.04.2003 sonrası başlanılan yatırımlarda ise, % 33 olmaktadır. Yani, 24.04.2003 tarihinden sonra başlanılmış bir yatırıma 01.01.2006 tarihinden sonra da devam edilmesinin mükellef lehine sonuç verebilmesi için, üç yıllık sürede, yatırım indiriminden yararlanılan tutarın, her yıl, beyan edilen kazancın en az % 33’ü kadar olması gerekmektedir. Oranın bunun altına düştüğü durumlarda uygulama mükellef aleyhine sonuç verecektir.

 

Sonuç olarak, yatırım indirimi uygulamasına 01.01.2006 tarihinden sonra da devam edilip edilmeyeceğine karar verirken, 2006-2008 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde beyan edilmesi muhtemel kazançların tutarı ile yine aynı dönemde yararlanılması düşünülen yatırım indirimi tutarlarının, her yıl,  yine bu sürede beyan edilmesi muhtemel kazançlar içindeki payının ne olduğuna bakmak gerekecektir.

 

 

Yazımızın sonunda, yatırım indirimi ile ilgili bu düzenlemelerin iki ayrı gerekçe ile bazı hukuki ihtilaflara sebep olabileceğini düşündüğümüzü belirtmek istiyoruz. Bu gerekçelerden ilki, düzenlemenin ... tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığı halde bu tarihten 3,5-4 ay önce geçerli kılınmasıdır. Diğeri ise, daha önce yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre başlanmış ancak kazancın yetersiz olması sebebiyle bugüne kadar indirilememiş yatırım indirimi tutarlarının indirimi için üç yıllık bir süre sınırı getirilmesi ve bunun ağır koşullara bağlanmış olmasıdır. Bu durum, özellikle, 2003 yılı öncesinde teşvik belgesine bağlanmış ve halen devam eden yatırımlar için önem arzetmektedir. Verilen teşvik belgeleri Devletin bir nev’i taahhüdü olarak kabul edilebilir. Bu taahhütten vazgeçilmesi, yatırımcıları zarara uğratmasının yanısıra onların Devlete olan güvenlerini de olumsuz etkileyecektir 

 

Bir yatırımın maliyet unsurları arasında belki de en başta gelen vergi yükünün, yatırıma başlandıktan sonraki bir tarihte yapılan bir düzenleme ile artırılması, yatırım kararının isabetli olmasına engel teşkil edecektir. Bu da hem yatırımcı için ve hem de ülke ekonomisi için olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Örneğin, 24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri ile GVK’nun Geçici 61 inci maddesi hükmü kapsamında yatırım indirimi istisnasından yararlandırılan yatırım harcamaları üzerindeki vergi yükü, son düzenlemelerle, % 19,8 den % 28’e çıkarılmış bulunmaktadır. GVK 19 uncu maddesi kapsamında yatırım indirimi istisnasından yararlandırılan  yatırım harcamalarında da % 10 olan mevcut vergi yükü % 28 olmuştur.  Bu durum, şüphesiz ki başlangıçta öngörülebilir bir durum değildir. Yabancı yatırımcıları ülkemize çekebilmek için vergi oranını düşürdüğümüz bir dönemde yatırımlar üzerindeki vergi yükünü artırmak kolayca açıklanabilir bir durum olmadığını düşünüyoruz.


 

 
 Tarih : 31.5.2006   (Bu makale toplam 1944 kez okundu.)
 

MALİ TAKVİM

YAZI-YORUM

DETAYLAR

SÖZLÜKLER

Türkçe Sözlük

İngilizce - Almanca Sözlük

İngilizce Çeviri

HAVA DURUMU

 ISTANBUL için hava durumu

ISTANBUL

RADYO KANALLARI

TV KANALLARI

Canlı Yayınlar

GAZETE/DERGİ/BASIN


Ana Sayfa | Kaynakça | Hakkımızda | Hizmetlerimiz | İletişim


www.ilgiymm.com